Kategori arşivi ‘Ekonomi’
Ekonomi üzerine ilginç bir haber
Euro-Avro ne olacak? Altın daha da yükselecek mi? Dolar yükselmeye devam edecek mi? Ekonomi nereye gidiyor? Bu sorulara net cevaplar bulmak oldukça zor. Akşam Gazetesi’nde bir haber bu sorulara net ve iddialı cevaplar vermiş. Genelde ekonomi uzmanları yuvarlak konuşmayı tercih ederler ama bu yazıda net cevaplar var. İşte o haber:
Euro/dolar 0.85′e inebilir dolar/TL bu yıl 1.15 olur!
İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı Şant Manukyan, dünya piyasaları için beklentilerini anlattı. Euronun dolara karşı zayıflamaya devam edeceğini, doların da TL’ye karşı yıl içinde değer kaybedeceğini anlatan Manukyan, ‘Önümüzdeki dönemin yıldızı altın’ dedi
Yunanistan’daki kriz, euro krizine dönüşürken geçen hafta Almanya’nın devlet tahvili ve bazı hisselerde çıplak açığa satışı yasaklaması (elinde hisse olmamasına rağmen satış yapılması) dünya borsalarında sert düşüşlere yol açtı. Euro dolar karşısında 1.21′lere kadar gerilerken, yılbaşından bu yana kaybı ise yüzde 15′i buldu. Peki, önümüzdeki süreçte uluslararası piyasalarda neler yaşanacak? Euro emekli mi olacak? Türkiye nasıl etkilenecek? Hangi piyasalarda yükseliş potansiyeli var? Bütün bu akılları kurcalayan soruları İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı Şant Manukyan’a sorduk. İşte cevapları…
Euronun geleceğine ilişkin endişeler arttı. Sizce gerçekten bu parasal birlik dağılır mı?
Dünya ekonomisi iyiyken Avrupa’nın Almanya gibi ülkelerinden veya yurtdışından İspanya’ya yüksek seviyede para giriyordu. Euro çok yüksek seviyelerde 1.60 larda dolaşıyordu. Varlık fiyatları şişmiş ve işgücü maliyetleri artmıştı. Sanal bir zenginlik balonu oluşmuştu. ABD’de kriz çıkınca para İspanya gibi biraz daha az gelişmiş ülkelerden Almanya, ABD gibi ülkelere gitmeye başladı. Varlık fiyatları, konut ve hisse fiyatları düştü. Ama euro hala 1.55 civarlarında kalmaya devam etti.
Bu noktada ne yapılması gerekiyordu, birileri geç mi kaldı?
Normalde İspanya kendi para birimini kullanıyor olsa balon patladığı anda paranın da değer kaybetmesi gerekirdi ama olmadı. İşçilik maliyetlerini çok hızlı bir şekilde aşağı çekemezsiniz. Bunlar sendikalaşmış sosyal ülkeler. Bir anda Almanya ile İspanya arasında işgücü ve verimlilik açısından çok büyük farklar oluştu. Bütçe dengeleri bozuldu. Yunanistan’da hem bu var, hem kötü yönetilen bir ülke. Ortaya çıkan dengesizlik eğer bir şekilde çözülmezse, Almanya daha fazla harcamaya, biraz daha enflasyon yaratmaya yönelemezse euro problemi şimdi aşılsa bile önümüzdeki aylarda, yine ortaya çıkar. Dağılabilir mi? Evet. Eğer bir merkezi otorite kurulmazsa, bu ülkeler arasındaki farklılıklar kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılmazsa teorik olarak dağılabilir.
Aşırı hareketler düşüşleri getirir
1 euro, 1 dolar olur tartışması sürüyor, bunun için ne dersiniz?
Mümkün ama o tip hedefler genelde slogan hedefler. Dolar/TL’de de aynı hedefler vardı. İki ay sonra dolar 1.70 liraya zıpladı, kriz başladı. Önümüzdeki aylarda yukarı doğru sert ara tepkiler olacak. Ama euro/dolar paritesi 1.15-1.18 aralığında bir yere gelecek. Ama kurlar aşırı hareket ederse 0.85′lere kadar da gerilememiz mümkün. Ama şunu unutmamak lazım. Geçen sene nasıl ki, Amerikan para birimi berbat bir para birimiydi. Rezerv olup olmayacağı tartışılıyordu. Şimdi de benzer bir hava oluştu. Bu genelde yatırımcıların bir uçtan bir uca savrulmasıdır. Şu an için dağılmasının söz konusu olduğunu düşünmüyorum. Dağılacaksa bile ilk çıkacak ülke Yunanistan değil, Almanya olacaktır. Euronun dağılmasını ekonomi olarak tek kaldıracak ülke Avrupa’da Almanya. Onların işine gelir, diğerlerinin çıkmak işine gelmez.
Petrol 55 dolara kadar gerileyecek
Eurodaki kriz emtia piyasalarını da etkiledi. Bu piyasalara ilişkin beklentileriniz nelerdir?
Endüstriyel metaller ve emtialarda (petrol, bakır vs.) de şu fiyatlanmaya başladı. Herkes bu kriz sona erdi diyordu. Görüyoruz ki, sona ermedi. Ciddi ölçüde yavaşlamalar söz konusu. Dolayısıyla endüstriyel metallere olan talep de azalacak. Hem spekülatif hem reel. Endüstriyel metaller büyük ihtimalle petrolle beraber daha aşağı seviyeleri görecek. Petrolde bu sene 55 dolarları göreceğimizi düşünüyorum.
Altın % 100 daha artıp 2.100 dolar seviyelerine çıkar
Altın fiyatları da çok konuşuluyor. Artık 1.200 dolarda doyuma ulaştı mı, önümüzdeki dönem nasıl bir seyir bekliyorsunuz?
Dünya altın Konseyi’nin rakamlarına baktığınız zaman çok net bir şekilde hem altın bazındaki borsa yatırım fonlarına, hem de Çin, Japonya gibi ülkelerin taleplerinde artış gözüküyor. İkincisi; 20 sene sonra ilk kez merkez bankaları altın satmıyor, altın almaya başladı. Bu da uzun vadeli trendin yukarı olduğunu gösteriyor. Altın fiyatlarının birkaç yıl için konuşuyorum değerinin yarısında olduğunu düşünüyorum. Altın onsunun 2 bin 100′lere kadar yükselmesini bekliyorum. Altında henüz bir balon oluşmadı. Çok konuşuluyor, ama ne Amerikalı ne Asyalı yatırımcının koşarak altına saldırdığını görmedik. Hisse senedinde Nasdaq’da fiyat ne olursa olsun alınıyordu. Konutta nasıl olsa hiçbir şey olmaz diye saçma sapan yerlere çıkabilmişti. Altın da henüz o aşamaya gelmedik. Orada ciddi bir talep patlaması ve çok hızlı bir yükseliş olacak. Altının önümüzdeki birkaç yıla yayılmış en az yüzde 100′lük daha artış potansiyeli var.
‘Kral çıplak’ dendiğinde dolar düşer
Peki doların yıl içerisindeki seyri sizce nasıl olacak?
Dolar tarafında temel problemlerin sürdüğüne inanıyorum. Yani bu sene FED faiz artıramayacak. Hatta 2011 yılının ikinci yarısında bile zor artıracak. Büyümede de problemler var. Ama her şey sabit kaldığında dolar değer kazanmaya devam edecek. Taa ki, birisi tıpkı Avrupa’da olduğu gibi ABD’ye de ‘Kral çıplak’ desin. Orada muhakkak birisi diyecek:
Sizin de yüzde 10′a yakın bütçe açığınız var. Borç/Gayri Safi Yurtiçi Hasıla oranınız yüzde 90′a ulaştı. Dolayısıyla orada da problem çıkacak. Yıl içerisinde TL/dolar paritesinin 1.15′leri göreceğini düşünüyorum.
Avrupa soğursa bu bizi de vurur
Bu kadar kargaşa içinde AB nasıl toparlanacak?
Avrupa bölgesinde IMF tarzı bir yapının kurulması daha yüksek sesle tartışılacak. İkincisi Mastrich kriterlerinin daha da ağırlaştırılacağını ve bu kriterlere uymayan ülkelere sert cezalar verileceğini düşünüyorum. Üçüncüsü; mali konuları yukarıdan gözeten bir merkezi otorite büyük ihtimalle kurulacak. Bunlar yapılmazsa euro uzun vadede çalışmaz.
Avrupa Birliği ekonomilerinde yaşanan sorunlar Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Bizim pek çok ülkeye göre durumumuz daha iyi olduğu için negatif bir yansıması olmayacak. Pek çok ülkeye göre daha iyi gözüküyoruz. Bu kriz çok büyük hasar bırakırsa yeni üye ülke alması konusunda nasıl bir tavırları olur? Onu bilemeyiz tabii. Avrupa bizim en büyük pazarlarımızdan birisi. Oradaki ekonomi çok soğursa birebir bize de yansıyabilir. Büyümenin yavaşlaması şeklinde bir etkisi olacak.
Yazının orjinali bu adreste : http://www.aksam.com.tr/2010/05/24/haber/ekonomi/7271/euro_dolar_0_85_e_inebilir_dolar_tl_bu_yil_1_15_olur_.html
Altın yükseliyor, Avro düşüyor
Altın yükselme eğiliminde.
Çünkü altın krizin devam edeceği korkusuyla kriz dönemlerinin güvenli limanı.
Altın yeniden gözde yatırım aracı oldu.
Bu cümleler basındaki başlıklardan.
Bir ekonomi yazısında “altın yükseliyor ama altın alan yok, altın satan çok” yazmışlar. Bu şaşırtıcı bir durum. Öyle ya yıllarca bize bir üründe arz arttıkça, talep azaldıkça fiyatın düşeceği söylendi. ama şimdi altın fiyatlarında olay ters gidiyor gibi. Altın talebi, alımı yok, satanı çoksa ve hala altın fiyatı yükseliyorsa neden olabilir? Referans para birimi Euro / Avro’nun geleceği konusunda Almayan Başbakanı bile endişelerini dile getiriyorken, güvenli liman Altın fiyatları yükseliyor olabilir. Yine aynı yazıda Altına vatandaşın talebinin aşırı olmadığını ama Altın fiyatları artışın nedeninin kurumlar, fonlar ve Merkez Bankalarının Avroda sıkıntı büyüdükçe altına taleplerini artırdıklarını söylüyor.
Altın düşecek mi, yükselecek mi?
Altın düşecek mi, yükselecek mi? Altın yükselmeye devam edecek mi?
Kriz dönemlerinde en çaok rağmet gören yatırım aracı aracı altın, bu kez de Avrupa’daki özellikle Yunanistan’daki ekonomik kriz sayesinde parlıyor. Yunanistan’da başlayan ekonomik borç krizinin tüm Avrupa’ya yayılması ihtimali ve Euro’nun düşmeye devam etmesi sonucu altın üst üste rekor kırıyor.
Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı dün bin 245 dolara kadar çıktı ve rekor kırdı. Altının yılbaşından bu beri artışı % 11, son bir yıldaki artışı ise % 34. Bu durum ve tüketicilerin eski kriz tecrübleri altının güvenli liman haline getiriyor. Aralık 2009′da altın fiyatı bin 217 dolar ile önceki rekorunu kırmıştı.
Yurt içinde de altın yükselmeye devam ediyor. Cumhuriyet altını 406′yı, çeyrek altın 108 lirayı görerek rekor seviyeye çıktı.
Altın neden yükseliyor? Yükselmeye devam eder mi? Altın düşer mi?
Finansal piyasalarda risk algılaması ve hareketlilik altının yükselmesinin nedenlerinden biri. Belirsizlikler artınca yatırımcılar altını garanti görüp altına yöneliyor. Avrupa Birliği’nin oluşturduğu “Euro kurtarma fonu” sebebiyle ve Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alımları nedeniyle enflasyonun artışa geçeceği endişeleri yaratıyor.
Bu olaylar sonunda altın yükselişi devam ediyor. Uzmanlara göre altın yükselişini sürdürmeye devam edecek. Analistler tarafından ilk etapta altının onsunun 1.300 dolara kadar çıkabileceği tahmin ediliyor.
Nobel ödüllü Profesör Eric Malkin’in Türkiye ekonomi yorumu
Nobel ödüllü Profesör Eric Malkin’in Türkiye ekonomisi ve Yunanistan’daki ekomomik krizinin etkileri üzerine yorumunda krizin diğer ülkelere sıçramasının Türkiye’yi de olumsuz etkileyeceği öngösürü var. Malkin’e göre Türkiye ekonomisinin geleceği parlak.
Malkin, Yunanistan’daki ekonomik krizin diğer ülkelere sıçrama ihtimalinin var olduğunu, ABD için şu anda risk görmese de İspanya, Portekiz ve İtalya’ya sıçrama ihtimalinin var olduğunu ve bu durumda sorunun iyice büyüyeceğini öngörüyor. Profesör Malkin’e göre Avrupa Birliğinin krize çözüm bulma çabaları başarı olmazsa o zaman gerçek sorunun ortaya çıkacak.
Dünya ekonomik olarak birbirine bağlantılı olduğundan bir tek Yunanistan ekonmik krizi ABD’yi etkilemese bile Avrupa geneline yayılmaya başlarsa ekonomik kriz ABD’yi de etkilemeye başlayabilir.
Yunanistan’daki ekonomik kriz Türkiye’yi etkiler mi?
Yunanistan’daki ekonomik kriz’den sonra bazı Avrupa ülkelerine de sıçramasından korkuluyor. Bir süredir Yunanistan’daki krizin ardından İspanya ve Portekiz’de de kriz beklendiği hatta İtalya’nın durumunun da riskli olduğu gibi haberler okuyoruz.
“Türkiye’nin durumu ne, Türkiye Yunanistan’daki bu ekonomik krizden etkilenir mi?” gibi sorular da soruluyor.
TRT’nin haberine göre Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’nin komşusunun yaşadığı krizden etkilenmeyeceğini söyledi.
Babacan, “Türkiye’nin sorun yaşayan ülkelerle benzer sorunu yok… Türkiye’nin hem Avro bölgesinde olmaması ve finansal ilişki açısından, borç-alacak ilişkisi açısından bu üykelerle fazla bir olmaması ya da risklerin çok çok düşük olması tabii bizi önemli ölçüde bu türbülanstan koruyacaktır.” dedi.
Avrupa ülkelerine uyarılarda bulunan Ali Babacan şunları söyledi:
“Ama bize endirekt etkisi ne olabilir; eğer Avro bölgesinde bir ekonomik yavaşlama olursa ileride bu bu ekonomik yavaşlamayla beraber orada tüketim azalacaktır. Bizde de ihracatta bir miktar azalma olabilir. Onun için diyorum ki; bu ülkeler bir an önce tedbir alsınlar, biran önce kendi durumlarını bir hal yoluna koysunlar ki; hem dünyayı hem de Türkiye’yi olumsuz bir şekilde etkilemesinler.”
Ekonomik büyüme ve iş imkanları
‘Ekonomik büyüme sağlanmadan işsizlik çözümlenemez’ Bu söz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na ait.
Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri işsizlik. Hisarcıklıoğlu’da bunu söylüyor ve işsizlik sorununun çözümünün ekonomik büyüme sağlanmadan olmayacağını belirtiyor.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kuşadası Ticaret Odası’nın (KUTO) yeni hizmet binasının açılış töreninde Türkiye’nin en büyük sorununun işsizlik olduğunu ve Türkiye’nin bu sorunu çözmeden, hiçbir sorunu çözemeyeceğini ifade etmiş.
Hisarcıklıoğlu konuşmasında “Türkiye’de, 2002-2007 arasında ekonomi yüzde 49 büyüdü. Bu büyüme sırasında özel sektör olarak 3 milyon 200 bin kişi istihdam ettik. Büyümek demek zenginlik demektir. 2007 yılındaysa işin tadı kaçtı. Kendi içimizde kavgaya başladık. Dünyada daha kriz yokken, bizde düşüş başladı. Biz 2007′de ikaz ettik, ‘İşin bereketi kaçıyor’ diyerek uyardık. Ama maalesef bizi kimse dinlemedi.” diyor.
işsizlik, iş bulma, ekonomik kriz, ekonomik sorun
Dolar ve Euro düşüşü sürecek mi yükselecek mi*
Son günlerde sıkça gündeme gelen Euro’nun düşme nedeni? Düşmeye devam edip etmeyeceği konularını ararken gazeteport.com.tr’de bu konuda bulduğum bir yorumu paylaşmak isterim.
Herkes dolar ve Euro’nun Türk lirası karşısında neden bu kadar eridiğini merak ediyor. Peki bu erime daha devam eder mi?
Son günlerde yatırımcıların en çok sorduğu soruların başında, dolar ve euronun erimesi geliyor. Hemen herkes “Dolar daha aşağı iner mi?” sorusuna yanıt arıyor. Kriz döneminden bu yana döviz yatırımlarında genellikle karlı çıkan Türk yatırımcısı, doların neden gerilediğinin şifresini çözmeye çalışıyor.
Kur aşağı gidiyor, çünkü döviz bollaşıyor. Döviz neden bollaşıyor? Çünkü uluslararası piyasalarda düşen riskler nedeniyle yabancı yatırımcılar son üç aydır paralarını Türk lirası olarak değerlendirmeyi tercih ediyor.
Peki yabancılar o parayı Türk lirasına çevirdikten sonra nasıl değerlendiriyor?
Yabancı yatırımcılar, yılbaşından bu yana Türkiye’de net olarak 3.2 milyar doları faize yatırmış durumda. Yani getirdikleri paranın çok önemli bir kısmı devlet iç borçlanma senetlerine gitmiş. Yabancılar sadece 9 ve 16 Nisan tarihleri arasında 1.4 milyar dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi almışlar.
Bunun yanısıra yılbaşından bu yana hisse senedi piyasasına (yani borsaya) soktukları kaynak 818 milyon dolar olmuş.
Yani yılbaşından bu yana yabancı yatırımcılar Türkiye’ye tam 4 milyar dolar para getirmiş.
İşte kurların erimesinin perde arkasında yatan neden bu.
Ancak dikkat çekici bir başka nokta daha var. Bu kadar yüksek para girişine rağmen dolardaki değer kaybı son 9 aylık performansına bakıldığında çok yüksek değil. Dolarda sadece yüzde 2 civarında bir kayıp var gibi görünüyor.
Bunun perde arkasında yatan neden ise giren 4 milyar dolar tutarındaki paranın önemli bir bölümünün euro cinsinden girmiş olması. Zaten euronun TL karşısında 2 liranın altına kadar gerilemesi de bunun bir göstergesi. Euro, bugün bulunduğu seviyeleri en son 2008 yılının Kasım ayında görmüştü.
Doların yüzde 2 değer kaybettiği dönemde eurodaki değer kaybı yüzde 8′e ulaşmış oldu.
Dolayısıyla döviz aldığında doları tercih eden yatırımcılar zarar etmelerine karşılık yine de euro yatırımcısına göre karlı çıkmış oldu.
Yabancı yatırımcıların hisse senedinde aldığı pozisyon borsayı tarihi zirve seviyesine taşırken, DİBS’lerde alınan pozisyon da faizin yüzde 9’ların altına inişini sağladı.
Peki bu tablo nereye kadar devam edecek? Yani bu kadar düştükten sonra bu seviyelerden döviz alıp beklemek makul mü?
Sorunun yanıtı şu an için hayır gibi görünüyor.
Yaz ayları fiziki dövizin de bollaştığı aylar olduğu için kurda aşağı eğilimin sürebileceği belirtiliyor. Ancak sonbahara doğru euro bölgesinde toparlanmanın başlaması halinde yukarı yönlü hareket görülmesi olasılığı konuşuluyor.
Bir başka nokta daha var ki, tüm yatırımcıların buna dikkat etmesi gerekiyor.
Bu kadar hızlı ve yabancı yatırımcı ilgisine bağlı olarak aşağı gelen kurlar, yarın risk iştahının biraz azaldığı görülecek olursa, aynı hızla yukarı gitme potansiyeline de sahip.
Dolayısıyla bu seviyede döviz alacak yatırımcının turizmle bollaşacak döviz nedeniyle zarar etme riski bulunuyor. Bu seviyede dolarını satacak yatırımcı ise yarın hızlı bir hareket ile yukarı gidiş başladığında zarar etme riski taşıyor.
Bu noktada kararı yatırımcının ekonomiye bakışı oluşturacak gibi görünüyor. Uzmanlar iyimser yatırımcıların dövizden uzak durduğunu, kötümser yatırımcıların ise olumsuz haberlere karşı bir miktar döviz satın alma eğiliminde olduğunu ifade ediyor.
Sırada Portekiz mi var?
Yunanistan’daki ekonomik krizden sonra sırada 2. bir Avrupa ülkesi Portekiz tehlikede.
İnternet’teki yorumlarda Portekiz borç yükü nedeniyle Avro Bölgesi’nde Yunanistan’dan sonraki zayıf halka olarak görülüyor.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Portekiz’in durumunun ciddi olduğunu ancak, Yunanistan’ın borç krizinden farklı olarak, mevcut sorunlara karşı koyma yeteneğine sahip olduğunu söylemiş.
Barroso, Portekiz’in başkenti Lizbon’da gazetecilere; “Portekiz’in durumunun ciddi olduğunu düşünüyorum ancak, birçok nedenle Yunanistan’dan farklı ve Portekiz, sorumluluklarıyla yüzleşmeli ve önlemleri kararlılıkla uygulamalı” demiş.
“Portekiz’in bu duruma karşı koyma imkanına sahip” olduğunu söyleyen Barroso, Portekiz hükümetinin, gerekirse ek önlemler alacağını ilan ettiğini de belirtmiş.
Yunanistan’ın AB-IMF yardımını kabul etmesinin bu ülke ve “Avrupa’da istikrar için iyi olacağını” söyleyen Barroso, AB Komisyonunun, yardımın düzenlenmesi konusunda Avrupa Merkez Bankası (AMB), IMF ve Yunan hükümetiyle çalışacağını kaydetmiş.
Ekonomik kriz bitti mi? Ekonomik durum ne olacak?
Ekonomik krizi tahmin edip dikkatleri çeken ve ekonomi kahini olarak anılmaya başlanan Nouriel Roubini Türkiye ve dünya ekonomisinin geleceği ile ilgili ekonomik tahmin ve yorumlarını açıklamış.
Prof. Dr. Nouriel Roubini, “Yunanistan ve İspanya 2000′de Türkiye’nin yaptığını yapsaydı bunlar olmazdı” dedi ve ekledi: Yunanistan’da olanlar buzdağının görünen ucu.
Roubini “dünyada ekonomik büyüme ve canlanmanın başladığını, ancak yavaş seyredeceğini, Türkiye’nin da aralarında bulunduğu yeni gelişen piyasalarda iyileşmenin daha hızlı olacağını söyledi.”
Ekonomi Profesörü Roubini’nin konuşmasının önemli bölümleri şöyle:
- Türkiye ekonomisi güçlü ve parlak, gelecekte dünyayla daha da bütünleşecek.
- Dünya ekonomisinde ise nihayet ABD, AB ve yeni gelişen piyasalardan iyi haberlerin gelmeye başladığını, ancak bunun ne kadar sağlam ve sürdürülebilir olduğunun önemli.
- Ekonomik büyüme, canlanma başladı. Ancak yavaş seyredecek. Yeni gelişen piyasalarda iyileşme daha hızlı olacak. Türkiye de bu ülkelerden biri. Özellikle gelişmiş ülkelerde canlanma yavaş olacak.
- Krizden çıkış stratejileri önem kazandı. Özellikle parasal ve mali teşviklerin ön plana çıktı, politika yapıcıların kriz döneminde verdikleri teşvikleri ne zaman durduracakları stratejik karar, teşviklere devam edilmesi de bütçe açıkları doğurabilecek.
- Yeni gelişen piyasaların dinamiklerinin daha güçlü. Dünya ekonomisinin ağırlığı gelişmiş batı ülkelerinden yeni gelişen ülkelere doğru kayıyor, ABD ve AB’den Asya’ya ve Bric ülkeleri olarak bilinen Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya’ya yöneliyor. Bu eğilim devam edecek, ABD’de yılın ilk yarısında büyümenin yüzde 3 civarında olacak, yılın ikinci yarısında yüzde 2’ye gerileyecek, AB’de de büyüme tahmini yüzde 2’yi geçmiyor, Türkiye’de büyüme oranı tahmini yüzde 4-6, Çin’de ise bu oranın yüzde 9’lara tırmanacak.
- Türkiye’de faizlerin uzun süre düşük kalması enflasyonist bir baskı yapar
- Türkiye için enflasyon hala önemli bir sorun
- Çin, dünya ekonomisi açısından tek lokomotif olamaz
- Yunanistan ve İspanya 2000′de Türkiye’nin yaptığını yapsaydı bunlar olmazdı
- Türkiye bütçe açığı hala yüksek ama zamanla düşer
- Türkiye için orta ve uzun vadede iyimserim
- Yunanistan’ın sorununu altında rekabetçi yapı yatıyor
- Türkiye’de iyi bir işgücü potansiyeli var, eğitime yatırım şart
- IMF Kurtarma Planı sorunu 2011′e erteler
- İzlanda, İtalya, Portekiz ve İspanya riskli ülkeler
- Yunanistan’da olanlar buzdağının görünen ucu
- ABD, Japonya’da 2.yarıda büyüme daha düşük olur
- Türkiye ve benzeri ülkelerde bütçeler yapısal olarak daha iyi durumda
- Türkiye’nin bölgesinde büyüme potansiyeli yüzde 5-6
- Küresel ekonomide canlanma ‘U’ şeklinde olacak
- Türk ekonomisi hızlı ve parlak, güçlü büyüyecek
- Çift dipli resesyon beklemiyorum
- Ekonomik resesyon sonrasında ekonomik büyüme türkiye’de bu yıl geçen yıla oranla olumlu olacaktır
İş arayanlara müjde – devlet 100 Bin memur almayı planlıyor
Dün Başbakan ve bugün de Maliye Bakanı müjdeyi verdi; Devlet 100 Bin memur alabilir.
Başkakan Devlete memur alımı konusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Başbakan Erdoğan, “Biz şu anda memur konusunda ciddi bir alım yapmayı planlıyoruz.” dedi..
Başbakan, Kanal 24 televizyonunda “Açık Görüş” programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Başbakan, işsizlikle ilgili “Rakam vermeyim ama ciddi alım yapacağız” dedi.
Devlet 2010 yılı için 32 bini yeni kadro olmak üzere 80 bine yakın personel alımı planlıyordu. 2010 yılı bütçesinde, kamudan emeklilik, ölüm, istifa veya nakil sonucu ayrılan memurların sayısının yüzde 50’sini geçmeyecek şekilde açıktan ya da nakil suretiyle atama yapılmasına karar verilmişti. Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarının ardından bu yılki memur alımlarının 100 bine ulaşması bekleniyor.